DEVLETİN 60 KİŞİYLE
YAPTIĞINI 4 KİŞİYLE
BAŞARIYOR!...
Erzurum'a televizyon izleten adam olarak televizyonla aran nasıl?
Ben televizyon izlerken zevk alamıyorum ki. Farklı bir gözle bakıyorum televizyona. Öte yandan benim televizyon izleyecek kadar zamanım yok. Ancak sorumlusu olduğum yayınlar benim evlatlarım gibidir. Benim için yayının içeriği değil kalitesi önemlidir. Bütün şehir bilir ki bu yayınların arkasında Muhsin Koral var. Onlar evlerinde rahat televizyonlarını izlerken biz yağmur çamur, kar kış demeden direklerin tepesindeyiz. Hem ekmek kazanıyor, hem de bu şekilde halka hizmet ediyorum. Ben bir radyo frekans uzmanıyım. Benim işim yayını izleyiciye en iyi şekilde ulaştırmak. Şuanda 17 televizyon, 16 radyonun yayınından sorumluyuz. Biraz öncede belirttiğim gibi bunlar benim evlatlarım gibi. Anlayacağınız 33 evladım var. Hangisinin başı ağırsa ben yüreğimde aynı acıyı hissederim.
Zaman zaman, bazı güç odaklarından ‘şu yayını kes, bu yayını ver' gibi ilginç istek ve baskılarıyla karşılaşıyor musunuz?
Böyle bir durum bugüne kadar bir kez oldu. Bir tehdit değil ama bir teklifti. Erzurum'da bir kişi ile ilgili bir televizyon programı vardı. O şahıs bana geldi. 'Muhsin, aleyhime bu gece filan kanalda bir haber programı yayınlanacak. Senden ricam, bu programın yayını sırasında arıza var diyerek. Yayını kesmen. Erzurum bu programı izlemesin ne istiyorsan iste benden. Ev, araba...' Kabul etmedim. Bizim anlaşmalarımız var. Ve ciddi yükümlülüklerin altına imza atmışız. Hangi anten hangi televizyona, radyoya aittir, hangi bina kimindir. Kimse bilmez. O bölgedeki cihazların üzerinde ne bir işaret, ne bir amblem göremezsiniz. Adamın birinin beğenmediği programlar, bazı değerlere aykırı yayınlar olabilir. Gidip yayını sabote edebilirler. Onun içinde 24 saat bölgede yeterli güvenliğimiz var. Hem o bölgede yaşayan herkes aynı zamanda bizim gönüllü bekçimizdir.
Başka unutamadığınız, ilginç teklifler ve anılarınız var mı?
Bir Galatasaray maçı var unutamam. Mehmet Ağar, o zamanlar Erzurum Valisi... Sayın Ağar aynı zamanda iyi bir Galatasaraylıdır. Galatasaray’ın bir Avrupa takımı ile maçı var. Maç Star Televizyonu’nda yayınlanıyor. Ancak, bir arıza nedeniyle yayınımız yok. Valilikten aradılar. 'Vali Bey sizinle görüşecek' diye. Telefonda Mehmet Ağar,. "Koçum ya bize bu akşam maçı seyrettirmeyecek misiniz?" dedi. Ben de sayın valim kar yağmış, tipi var. Vericilerin olduğu bölgeye çıkamıyoruz dedim. Ağar, "İstiyorsan makam arabamı göndereyim. Çık o dağa ve yayını ver" dedi. Tamam, sayın valim dedim. O kış gecesi at arabası bulduk. Çift at koşturarak vericilerin olduğu bölgeye çıkıp arızayı gidererek yayını verdik. Ağar'ın sayesinde bütün Erzurum'da Galatasaray'ın o maçını o akşam izlemiş oldu.
Bu kadar çok yayını nasıl kontrol edebiliyorsunuz?
Artık ilk yıllardaki gibi tek başıma değilim. Şimdi bir ekibimiz var. Bir iş bölümümüz, bir sistemimiz var. Çoğu zaman gece saat 3’de, 5’te kalkıp yayınlarımızı kontrol eder tekrar uyurum. Ofisimizde bir yayın izleme merkezimiz var.
Bölgedeki illerde de sorumlu olduğunuz vericiler var mı?
İl olarak sadece Ağrı'da bazı özel kanalların yayınlarından sorumluyuz. Ayrıca, Aşkale, Horasan, Oltu gibi ilçelerimiz var. Oralardaki yayınların sağlıklı izlenip izlenmediğini ise muhbirlerimiz aracılığı ile takip ediyoruz. Biz yayıncı kuruluşlarla sözleşme imzalarken 7 gün 24 saat üzerinden anlaşma yapıyoruz. Adam bize ‘Kardeşim benim yayınım göz kırpmayacak. En ufak bir olumsuzlukta anında müdahale edeceksiniz' diyor. Bizde bu sorumluluğumuzu yerine getirmek için uzak ilçelerde muhbirler bulunduruyoruz.
Ne işe yarıyor bu muhbirler, ne katkı sunuyor size?
Biz para kazanıyoruz. Aldığımız paranın karşılığında en iyi şekilde vermek zorundayız. Erzurum'da yayınları kendimiz takip ediyoruz ama uzak ilçeler için muhbirlerimiz bize arıza ihbarı yapıyor. Örneğin Oltu'da Ümit diye bir arkadaşımız var. Ümit'e diyorum kanalları iyi izle hangi kanal olursa olsun hemen bir karlanma, görüntü kayması olduğunda bana haber ver. Bildireceğin her arıza için 10 TL alacaksın. Ümit, gece yarısı telefon açıyor, ‘ Abi.. NTV gitti geldi..." Gitti geldiyse para yok. Ümit, gittiği zaman haber vereceksin....
Sadece vericilerle ilgili olarak mı çalışmalar yapıyorsunuz, başka alanlarla ilgilenmiyor musunuz?
Erzurum'u birçok ilkle tanıştırdınız. Bundan sonraki hedefleriniz neler?
Erzurum'un ilk televizyon yayınlarıyla tanışmasında emeğim vardır. Bu kente ilk videoyu, ilk çanak anten sistemini ben getirdim. Şimdi uluslararası elektronik fuarlarına gidiyorum. Çeşitli araştırmalar yapıyorum. Çok yakında bütün dünyada yeni bir teknoloji hizmete girecek. Bu teknoloji LED diye adlandırılıyor. Işık veren diyot anlamındaki bu LED teknolojisi çok ciddi enerji tasarrufu sağlıyor. Türkiye çok enerji üretiyor ama bu enerjiyi hoyratça kullanıyoruz. Biz hala Edison'un bulduğu lamba teknolojisini kullanıyoruz. Şebekemizin yüzde 30'unu hala aydınlatmaya harcıyoruz. Şimdi hedefim bu LED teknolojisini Erzurum’a getirmek ve yaygınlaştırmak. Ben siyasetle uğraşmam. Oturup televizyonun başına maç, dizi izleyecek kadar zamanım yok. İnsan ömrü çok kısa arkanızda bir şey bırakmak, insanlığın yararına olacak bir şeyler yapmak lazım. Ne yapabilirim, ne bırakabilirim diye kafa yoruyorum. Birçok deney yapıyorum. Şu anda çok ciddi 3–4 projemiz var bunları hayata geçirmek için uğraşıyoruz.
Bunlar ne gibi projeler?
Bu şehirden her şey çıkmış. Şairler, romancılar, düşünürler, siyasetçiler, sanatçılar çıkmış. Ama bir tane Muhsin Koral yok.. Eskiden bir Fizo Baba varmış.. Bir fizik öğretmeni.. Ama bakılım bu şehir Muhsin Koral'ı nereye koyacak. Bunun için öyle bir şey yapmalıyım ki, ‘Bakın bu adamda bunu yapmış' diyebilsinler. Bu düşünce ile yola çıktığım bir antensiz televizyon projem var. İlk denemeleri büyük başarıyla sonuçlanan bu projeyi yakında bütün Türkiye ile paylaşacağız. Televizyon, hiç antene gereksinim duymadan direk uydudan tüm yayınları alacak. Artık vericiler ömrünü tamamladı. Her insanın bir adrenali var. Benim adrenalimde bu meslekte yeni bir şeyler bulmak ve uygulamak…
Teknoloji bu kadar hızla gelişirken Erzurum nereye gidiyor?
Erzurum bir yere gitmiyor ama Erzurum'dan herkes gidiyor. Erzurum bundan 30 sene önce daha büyüktü. Toprağın hiç bir değeri yok. Toprağı toprak yapan insandır. Şair ne diyor; ‘Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır..." Burada olan yani Erzurum'un elinde olan büyük nimetlerin farkında değiliz. İyi ki bir üniversitemiz var. Bu şehrin batıyla tüm bağı üniversitemiz. Erzurum'un can suyu öğrenciler. Nimetlerimiz ise kar ve çok zengin termal kaynaklarımız. Profesyonel işletmelerle, profesyönel mantıkla bu iki zenginliğimiz değerlendirildiğinde Erzurum ihya olur. Hollanda örneği ortada. Adamlar süt satarak nerelere geldi. Biz neden yapmayalım. Bunun için Erzurum'un geleceğinden ben umutluyum. Bu şehir yeter ki mevcut kaynaklarını değerlendirmeyi başarsın. karelik bir alanı kapsıyor. Nakliye, güvenlik, inşaat şirketleri ve diğer kurumlara her türlü tesis altyapısı ve teknik destek sağlıyoruz. (www.erzurumajans.com)









































Erzurum 3 °C











