11 Aralık 2019 Çarşamba
Anasayfa > Roportajlar > Şimdi Konuşacağım!
Şimdi Konuşacağım!

Şimdi Konuşacağım!

29.10.2019 12:30 12 14 16 18 yazdır
Palandöken Belediye Başkanı Muhammet Sunar, Orhan Bulutlar'ın yaptırdığı Nikah Sarayı'nı 'elden çıkarma' derdine düşmüşken, 'BULUTLAR NİYE SESSİZ?' başlığını atmıştım.
Erzurumajans-Palandöken Belediye Başkanı Muhammet Sunar, Orhan Bulutlar’ın yaptırdığı Nikah Sarayı’nı ‘elden çıkarma’ derdine düşmüşken, ’BULUTLAR NİYE SESSİZ?’ başlığını atmıştım. Bir kaç gün sonra telefonla aradığında ‘Çay söyle geliyorum’ diyen Bulutlar’ın öfkeli ve üzüntülü olduğunu anlamamak mümkün değildi.



Erzurum, ‘Büyükşehir’ statüsüne aldığında kuruluşun üç isminden biridir Orhan Bulutlar.

15 yıl Teftiş Kurulu’nda yer alması, uzun süre kurula başkanlık yapması belediyecilik anlamında ona büyük bir tecrübe kazandırmıştır.

Sözde değil gerçekten ‘çok bilmesi’ nedeniyle dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler ve sonrasında gelen Mehmet Sekmen ile de sık sık ‘papaz’ olmuştur.



Arşivlere girin bakın, Büyükşehir’in sadece Bulutlar ile değil İlçe belediyeleriyle nasıl ‘kırılma noktasına’ geldiği haberleri hala durur.

10 yıllık başkanlığı döneminden çok iyi tanıdığım Bulutlar’ın Ahilik felsefesiyle yani ‘eline, beline, diline’ sahip olarak iş yaptığına defalarca tanık olmuşumdur. O Başkandan çok ‘kasa şefi’ gibi davranmıştır. ‘Neyim var, neyim yok.’ ‘Bu işi yaparsam nasıl öderim’ derdine düştüğüne bir çok kez şahitlik etmişimdir.

Sözü ona bırakmadan önce altını çizmek istediğim bir nokta var.



Palandöken Belediye Başkanı Muhammet Sunar’ın sürpriz bir şekilde Nikah Sarayını ‘elden çıkarma’ çabası çok dikkatimi çekmişti. Kültür Kompleksi olarak düşünülen binaya içinde opera ve bale salonu ile Erzurum Devlet Tiyatroları Sahnesi konulması fikri bir hayli ilginçti. Çünkü, DT Genel Müdürlüğü’nün Erzurum DT sahnesi için ayırdığı bir bütçe vardı. Üstelik ihalesi bile yapılmış olan sahne, MNG AVM’nin karşısına konuşlandırılacaktı. Durup dururken Nikah Sarayı nereden çıktı? Kültür Müdürlüğü bile “Biz de burada olmalıyız” derdine düştü. İlgili, ilgisiz herkes gidip o Nikah Sarayı’nda tur attı. Yatırımı yapan Orhan Bulutlar hedef tahtasındaki isim oldu. Bu işin altından ne çıkar bilmem ama bu buz dağının görünen kısmıyla ilgili işin muhataplarından biri olan Orhan Bulutlar aylardır susuyordu. ‘BULUTLAR NİYE SESSİZ?’ başlığını attıktan sonra bir araya geldik. Ben sordum, o anlattı.



İHANETLE SUÇLANDIM

Sarayın hikayesiyle başlayalım. Nereden aklınıza geldi böyle bir saray yapmak?

10 yıllık başkanlık dönemimde bir çok nikah törenine katıldım. Bir çok çiftin nikahını kıydım. Biliyor musunuz Erzurum’da her yıl 5 bin çift dünya evine giriyor. Bunların yüzde 50’ye yakını nikahlarını belediyelerin o küçük salonlarında düğün yapamadan kıydırıyor. Geçtim düğünü o genç kızlarımız gelinlik bile giyinemiyordu. Çünkü gelinlik kiraları 4-5 bin liradan aşağı değildi. İlk olarak bu noktadan hareketle genç kızlarımıza ücretsiz gelinlik sağladık. Ayrıca düğün salonları da çok pahalı. Bugün şöyle bir bakın dağdaki otellerde düğün yapmak şehirdekilerden çok daha uygun. Başkanlık dönemimde bununla ilgili çok şikayet almıştım. Zaten gözlemlerimde bu yöndeydi. Sadece Palandöken ilçesini değil tüm şehri hesaba katarak bu projeyi hazırlattım. Erzurum’a Palandöken’e yakışacak bir iş olsun istedim.



Lüks olmuş tepkilerini nasıl karşılıyorsunuz?

Tabi lüks olacak. Benim şehrim benim ilçem bunu hak etmiyor mu? Sırf çamur atmak için ‘yok lüks olmuş’, ‘yok çok para gitmiş’ dedikoduları çıkarmak ne kadar doğru? Düşündük, o ki yapıyoruz şehrin tümüne de hitap edeceğinden dolayı en güzelini yapalım istedik. Çok yönlü ve kapsamlı bir proje hazırlattık. Rabbim nasip etti tam manasıyla bitiremedik ama yüzde 90 seviyesinde seçime kadar tamamlamıştık. Hatta 2018 yılında yaşadığımız ekonomik krizde de ciddi manada etkilenmiştik. 22 milyon liraya ihale edilen bu yatırıma yüzde 40-50 civarında ekleme olmuştur. Ama gelin görün şu süreçte ihanetle suçlandım. Biz bunu yaparken asla ve asla ne şehrimize ne de insanımıza ihanet etmedik. Bu yayınları yapan kişiler ben belediye başkanıyken kendi yayın kuruluşlarında nikah sarayı için methiyeler diziyorlardı. Şimdi belediye başkanı değilim. O zaman methüsena ediliyor şimdi ihanetle suçlanıyorum. Ben bu binayı yaptım da beraberimde mi götürdüm? Bu şehre bıraktık, bu şehrin insanlarının malı.



ÇOK YADIRGIYORUM

Böyle bir yatırım neden elden çıkarılmak istenir? Belediyeye yük getirir mi?

Asla söz konusu olamaz. Oranın çalışması, çalıştırılması çok kolay. Kiraya verilecek yerler var içinde. Biz planımızı ona göre yapmıştık. Otoparkı kiraya ver, kafesi, kuyumcusu, şekercisi, kuaförü, fotoğrafçısı, restoranı kiraya verebilirsin. Nikah salonuyla arka tarafta yer alan kısımda üzeri açılır kapanır düğün salonunu da yaparsan eğer bunları da belediye rahatlıkla işletebilir çok kolay. İşletilmeyecek bir yer değil ki! 



Nereden çıktı peki bu tartışma?

Nereden icap etti bilemiyorum. Ben de medyadan öğrendim. Bugün böyle bir nikah sarayını yapmaya kalksanız arsası dahil 70 milyon liraya mal olur ki o zaman bile cesaret edip ihaleye giremeyen firmalar oldu. Bundan dolayı o nikah sarayını yapan firmaya da teşekkür ediyorum. Büyük bir cesaret işiydi ve krize rağmen güzel bir şekilde yaptı. Öyle ki krizden biz de belediye olarak etkilendik lakin güzel iş çıkardık. Bugün üzüntüm şu ki toplumun yüzde 5’ini ihtiva edecek şekilde bale, opera salonu gibi düşüncelerin o nikah sarayında olması… Ben yadırgıyorum. Elbette baleye, operaya, tiyatroya karşı değilim. Ama bu toplumun yüzde kaçı oraya gider? Bizim yapmış olduğumuz hizmet toplumun yüzde 100’üne hitap eder.



Bizim AK Partimizin bir sloganı var, ‘GÜCÜMÜZ MİLLET İŞİMİZ HİZMET’ biz bu doğrultuda bu binayı yaptık. Milletin her kesimine hitap edebilecek bir eser bu şehre kazandırdık. Belediyenin iki tane asli görevi vardır. Biri cenaze işleridir diğeri de düğün işleridir. Bakın bu şehirde düğün işleriyle ilgili hiç bir belediyenin projesi olmamıştır. Biz bu eksiği gördüğümüz için böyle bir yatırıma giriştik. Cenaze işlerine gelince fevkalade yapılıyor. Bunu inkar edemeyiz. Ama düğün işlerine gelince maalesef. 

İSTER SATAR İSTER YIKARLAR!

Nikah sarayının borcu var mı?

Tabiki vardır. Ben zamanımda 22 trilyon para ödedim. Şimdi de tam olarak bitmediği için borcu vardır ama ne kadar bilmiyorum. Arkadaşlar ne düşündü, ne düşünüyorlar bilmiyorum. İster nikah sarayı, ister bale salonu olarak kullanırlar, ister satarlar, ister yıkarlar takdir onlarındır. Ben sadece yaptığım böylesi bir hizmetten sonra ihanetle suçlanmama üzüldüm. Neticede Nikah Sarayını bıraktığımız yerden sonraki yapılan işlerin istihkakını elbetteki belediye ödeyecek. İş yapılmadan istihkak ödenmez ki! Bir de Mart’ta seçim oldu. İnşaat mevsimi de değil. Kalan eksikleri de Mart sonrası yapıldı bunların istihkakını da bir şekilde belediye ödeyecek. Devlette devamlılık esastır. Bunu bir sıkıntı, lüzumsuz, gereksiz olarak görmek doğru mudur? Belediye binası gereksiz, nikah sarayı gereksiz, parklar gereksiz sürekli bunları ifade etmek doğru bir şey değil. Bu memleketin hizmete ihtiyacı vardır. Her gelen belediye başkanı projelerini ortaya koymak suretiyle ve altını çiziyorum önüne bakmak suretiyle geriye dönmeden projelerini gerçekleştirir.



Denildiği gibi Palandöken Belediyesi’nin çok borcu var mı?

İfade ettikleri borç şu ki 1994 yılından 2009 yılına kadar ki ödenmeyen SGK ve Maliye borçlarından bahsediyorlar. Biz onları 2009 yılında geldik yapılandırdık. 12 yıl taksite bağladık ve bugüne kadar da yaz döneminde hiç kesilmedi. Hükümetimiz belediyeler iyi hizmet yapsın diye yaz aylarında kesinti yapmıyor. Biz 2009 yılında bu borcu devraldığımız zaman biz de hiç bir şey yapmamalıydık öyle mi? Aynı borç devam ediyor. Bu benim zamanım da olduysa o zaman konuşsunlar. Bu borcu ben yapmadım, bana ait bir borç değil. Bakın 1994’ten 2009 yılına kadar. SGK ve Maliye borçları 15 yıl hiç ödenmemiş. Neticede devlette devamlılık vardır. Ben geldiğimde kucağımda buldum. Gıkım çıkmadı. Hemen yapılandırdım.

200 MİLYONLUK YATIRIMDA FAİZ HARİÇ BORÇ YÜZDE 10’DUR

Ben hiç bir zaman belediyenin kuruşunu çarçur etmedim. Hep milletin hizmetine sundum. 10 yıl çalıştım ve yaptıklarımın hepsi ortada. Kimsenin şunu yanlış yaptı, bunu yanlış yaptı demeye hakkı yoktur. 80’in üzerinde park, belediye hizmet binası yaptım. İlçe Emniyet Müdürlüğü binasını yaptım. Özellikle emekliler için ilçeye banka şubelerini getirdim. Şantiyeyi güçlendirdik, peşin parayla Devlet Malzeme Ofisi aracılığıyla iş makinaları aldık. Köşk’ü Yenişehir’e bağladım, Hacı Sagıp Efendi Camiinin yakınında bulunan meydanı açtım, ciddi manada kamulaştırma ödedim. Biri Doğu’da biri Batı’da iki tane kültür merkezi yaptım. Herkes istifade etsin, adil bir şekilde olsun istedim. Bu yaptıklarımın içinde belediyenin de borcu yoktur. 500 kişiye kamulaştırma ödedim kimseye de borç yoktur. Personele borç yok. Rus pazarını kentsel dönüşüme kazandırdım, gerçekleştirdik vatandaşlar ev sahibi oldu kuruş borcumuz yok. Telsizleri gecekondulardan temizledik herkesin parasını verdik, kimseyi mağdur etmedik. Dolayısıyla kimse de bizi mahkemeye vermedi. Mahalle olan köylerimize ve ilçe merkezine 40 adet köy konağı şeklinde taziye evleri yaptık kimseye borcumuz yok. Köylere yaptığımız yatırımlardan dolayı yine borcumuz yok. 200 milyonluk yatırım yaptık, bu yatırımın yüzde 10’unu borçlandık onun da muhtemelen yarısı ödenmiştir.

Başkan Sunar’ın ‘esnafı düşündüm’ açıklamasına ne diyorsunuz?

Evet, Başkan çıkıp, ’Esnafı düşünüyorum’ diyor. Sadece esnafı değil milleti de düşünmek lazım. 20 bin liraya bir düğün salonu kiralanıyor. Millet bundan muzdaripti. Belediye dengeleri korumakla mükelleftir. Dolayısıyla milleti düşünmek lazım. Biz geçmişte esnafı düşündük, ulusal marketlere üç yıl boyunca ruhsat vermedik. O zaman benim yanımda hiç kimse yer almadı. Esnaf böyle mi düşünülüyor? ESOB Başkanı Rasim Fırat’ın açıklamalarını hayretle okudum. Keşke ulusal marketlere ruhsat vermediğimiz zaman sesini çıkarsaydı. Diğer belediyelerin de aynı uygulamayı yapması için çaba sarfetseydi. Kimse kusura bakmasın ulusal marketlerden dolayı yüzlerce esnaf mağdur olmuştur. Nikah sarayında hiç bir esnaf mağdur olmadığı gibi dengeler korunmuştur.

BENDE AK PARTİ’DEN DEVRALDIM AMA ESKİ BAŞKANI SUÇLAMADIM

Bu durum sizi üzmüş gibi. Şimdiye kadar niye sustunuz?

Benim üzüldüğüm şey 8 ay geçmiş hala konuşuluyor. Aylardır susuyorum. Burada ben beklerdim ki gerek İl Başkanı, İlçe Başkanı olsun ve gerekse Milletvekilleri bu konulara müdahil olsun. Sonuçta biz aynı partiliyiz, ben de AK Partiliyim. Ben de AK Parti’den devraldım. Ben devraldığım zaman da sıkıntılar hat safhadaydı. Ama ben kalkıpta eski belediye başkanını suçlamadım. O günkü şartlara göre öyleydi durum. Biz çalıştık, kaynak ürettik.

BORCUM OLSAYDI BUNLARI YAPABİLİR MİYDİM?

Ben hiç bir zaman gidip Ankara’da para dilenmedim. Milletvekilleri herkes şahittir. Çarçur etmedim, israf etmedim ve lüzumsuz yere para harcamadım. Milletin parasını millete harcadım. _Hiç asfaltlanmayan yer kalmadı. Sitelerin içine varıncaya kadar asfaltladım. Böyle borcu olan, sıkıntıları olan bir belediye başkanı bunları yapabilir mi?

Bakın bunlarla ilgili belediyenin hiç bir borcu yoktur. Ben devrettiğim zaman personele borç yok. Öyle ki 407 personelle aldığım belediyeyi 167 personelle bıraktım. 240 personelin sosyal haklarını ve tazminatlarını ödedim. Belediyede en önemli iki unsur biri personel diğeri de yakıt gideridir. İş makinaların çalışmadığı zaman yapacak bir işin olmaz. Bunun için yakıta bile borcum sıfırdı. Efkan Ala Kültür Merkezini de yaptım ki her ikisi de aynı dönemde sürdürdüm. Bu kolay iş değildi. Bunun yanında rutin hizmetlerimizi de aksamadan yaptık. Bunları yaparken site içlerini asfaltlıyordum. Öyle oldu ki hastaneye borcumuz vardı. Hastaneye iş yaptım borcumuzu kapattım. Araştırma Hastanesine o zamanın parası az değil 500 milyar lira borcumuz vardı. Gittim görüştüm, hastanenin çevre düzenlemesini, otoparkını, asfaltını biz yaptık. Biz bunları hiç konuşmadık ve konuşmaya da lüzum yok.

Bu yaşananlarla ilgili partililerle görüştünüz mü?

Bir süre bekledim ve Milletvekillerine de söyledim. Bunlar güzel şeyler değil. Biz aynı partideniz. Allah’a şükür bizim her hangi bir sıkıntımız yok. Biz bunları yapmışız. Ben beklerdim ki, ‘hele bir gel sen ne diyorsun?’ bile demediler. Sustuğumuz zaman bunların hepsini kabul etmişiz gibi bir anlam ortaya çıkıyor. Dün bir haber izledim. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu bir kent ormanı vasıtasıyla Kadir Topbaş’a teşekkür etti. Bakın CHP bu ve benim çok hoşuma gitti. Şimdi biz aynı partideniz. Ama ha bire dedikodu. Gelene anlatıyorlar, gidene anlatıyorlar. Kimi görüyorlarsa anlatıyorlar. Başka bir şey yok. İyi de biz de bu şehirde yaşıyoruz.

Son 10 yılda ciddi yatırımlar yapmış birini niye aday göstermediler? Kırgın mısınız?

Takdir bu kadarmış. Gelişimiz nasıl kaderse gidişimiz de kaderdir. Küskünlük kırgınlık mümkün değil. Benim fıtratımda böyle bir şey yok. Belediye Başkanı yaptıklarında iyiydi de yapmadıkları zaman mı kötü olacak. Böyle bir ahlaki değerim yoktur. Partim ne dediyse en iyi şekilde alnımın akıyla yapmışımdır. Ben hiç bir zaman geriyle ilgilenmedim hep önüme baktım. Geçmişle ilgilenerek enerjimi harcamış olsaydım kendi yapacağım işlere enerjim kalmazdı.

Bu dedikodular niye çıkıyor?

Bilemiyorum. Çok enterasan. Kim belediyeye gitse, geri dönüşte beni arıyor. Dedikoduları anlatıyor. Sanki kasıt var, sanki birileri yönlendiriyor. 8 ay geçti artık herkes işine bakmalı.
Diğer Röportajlar
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.