ZP Gros
16.08.2013 14:45:36 clok font font font print

Meşhur Barbaşı Dadaşlarımızdan İdris Kenger

Müslüm Çağlar

Erzurum barları denince aklımıza gelen ilk isimlerden biridir İdris Kenger. Nam-ı değer Kunduracı İdris.

         1916 Erzurum Gez mahallesi Rıza bey sokakta doğmuş,1984 yılında ben tanıdığım zaman halâ o sokakta oturuyorum demiş ve eklemişti, Dedikodu ve çekememezlik yüzünden yaklaşık 35 senedir Bar oynamıyorum.

Fakat namı hala halkoyunları camiasında konuşulmakta.

Bizlerin ağabeyisi konumundaki bar oynayan kişilere sizden önce kimler iyi bar oynardı? diye sorduğumuzda hemen herkes ilk sırada İdris Kengerin ismini veriyordu.

         İdris Kengeri bulup doğrumu oynuyoruz,yanlışmı oynuyoruz,eksiklerimiz varmı, şu anda oynadığımız şekliyle oyunlarımızı beğeniyor mu? diye sormaya karar verdim. Çalışmalara davet ettim. Nihayet çalışmalarımızı izlemeye geldi. 70 yaş civarıda, ama yakışıklılığından hiçbir şey kaybetmemiş, hani derlerya eli ayağı düzgün, jilet gibi işte öyle. Takım elbiseli,iki arkadaşı var onlarda öyle. Üst kattaki Galeri Salonunda çalışıyorduk. Biz dedi girişteki mermer salonda çalışırdık,burası daha geniş, iyi olmuş burayı almanız. Burada eskiden Cumhuriyet bayramlarında bazen balo yapılırdı. Dedi.

NOT.Sadece Başbar oynatabildik, nefes nefese kaldı, elini öperek sandalyeye oturtuk.

         Sözu İdris Kengere bırakalım.

       13 yaşında bar oynamaya başladım.O zamanın delikanlıları Türbe deresi, Fıkfıklar, Kavak, Köşk gibi mesire yerlerinde toplanır Bar oynarlardı. Bizlerde gider seyrederdik. Bazen de poççiğe takılarak oynardık. Kürdoğlu Şerif,At Cambazı Tayyar, Feleklerin Efendi, Kavutların Mevlüt bizim ağabeylerimizdi.Ben Bar oynamayı bu Dadaşlardan öğrendim.

         Birde o zamanlar çalgılı kahveler vardı.Delikanlılar gider bu kahvelerdeki Pekeler de oturur (Makat, Sedir) çay, kahve bazanda içki içer bar tutarlardı. Bu kahvelere herkes, her vatandaş gider otururdu ama her babayiğit kalkıp Bar tutamazdı.Yalnız o kahvenin o semtin delikanlıları üçer-dörder kişilik guruplar halinde kalkar Bar tutardı.

         Bu kahvelerdeki meclislere 'Delikanlı Meclisi' denirdi. Bir semtten diğer bir semte delikanlılar kahvelere misafir gelirdi. Ayağa kalkılır, karşılanır, ikramda bulunulur ve uğurlanırkende davul-zurna eşliğinde 25-30 adım beraber yürünür, tokalaşılarak gönderilirdi.

Bu kahvelerin en önemlileri ve müzisyenleri şunlardı.

         Gürcü kapı kahvesi: Pulurlu Kara Abıl, Abdurrahman Çavuş, Rifet Çavuş.

          İki Kapılı Kahve:Mülklü Müştak, Ağa Dede

         Gölbaşı Kahvesi: Öznülü Mehmet

         Hasırcılar Meydanı Kahvesi: Arzıtılı Kemal

         Mahalle Başı Kahvesi: Seyfettin Sığmaz.

Bu kahveler Bar öğrenme ve adap öğrenme yeriydi.

         Birde hikaye anlatılan kahveler vardı.Buralarda aşıklar atışırlar, sohbetler edilirdi.

         Gürcü Kapıda Aşıklar Kahvesi

         Köprü başında Çardak Kahvesi

         Erzincan Kapıda Ali beyin Kahvesi

Hikaye anlatılan meşhur kahvelerdi.

         Ben Gez Mahallesi Rıza Bey Sokakta otururdum,halen orada oturuyorum. Çalışır haftada yüz kuruş kazanırdım. Onu da Bar oynar, çalgıcı parası, hamam parası, çay-kahve parası derken bitirirdim.

         Ben askerliğimi Kars Kapıda yaptım.Alay komutanım Cemal Gürsel paşa idi. Paşa ile ilgili bir hatıramı anlatmadan geçemiyeceğim.

Birgün Cemal Gürsel paşa Erzuruma geliyor. Ozamanki Belediye Reisi Edip Somunoğlu beye diyorki ''ikinci alaydan İdris diye bir askerim vardı, onu çağırın bar oynasın''. Somunoğlu belediye çavuşlarıyla apar-topar beni Köşk'e götürdü. Köşk'ün yıkık dökük zamanı.O ara Kavutların Mevlüt gözüme ilişti. 'Ne oluyor' diye işaret ettim, omuz silkti. Fakat anladım ki bar oynayacağız. Biraz rahatladım. Kunduracı Efendi yi de arıyorlar. Etraf bir sıra asker, bir sıra sivil dizili. O ara Cemal Gürsel paşayı gördüm. Askerken beni çok severdi. Eline gittim, hatırımı sordu. Beni, Kavutların Mevlüt'ü, Dursun Tekgöz'ü orta yere çıkardılar, bar oynayacaksınız dediler. Üç kişi bar tutuk. Baba ile Sedat Çavuş çalıyorlar. Bara başladık biraz oynadık yarıda kesti. Yanındakilere döndü, ''Bar bumu o mu?'' dedi. Tekrar yeni bara başlattı. yine yarıda kestirdi. Aynı soruyu sordu. Tekrar yenı bara başlattı. Her defasında yarıda kestirip, aynı soruyu soruyordu. Bizlerde şaşırmıştık. Nihayet bar oynama bitti. Merakımı gidermek için yanına yaklaşıp ''Paşam ne oluyor?'' dedim. Bahis tutuklarını söyledi. Daha once bir ekip gelmiş bar oynamış, oyunlarını beğenmemiş. Daha sonra bana ''Bu köşk'ü sana vereyim ihaleye gir al, yaptır''. Dedi. Paşam dedim ''ben Kunduracıyım, bir atım bir arabam var, bu işten anlamamki'' dedim. Biraz sonra bizi askeri bir jeep le tek, tek evlerimize bıraktılar.

         Askerden sonra iş ocağı dediğimiz Silah Fabrikasında bar çalışmaları yapılıyordu. Rahmetli Yavuzer beni çağırarak 96 kuruş yevmiye ile ''seni mühimmat deposunda görevlendireceğim'' dedi. ''Yanlız akşamdan akşama gençlere bar çalıştıracaksın''. dedi. Zurnacı Sedat Çavuş ile davulcu Mehmet Çavuş ta benim gibi işe alınmışlardı. Gittim bir müddet çalıştım. Fakat başımıza verilen katip Adil bey ile anlaşamadık. Bir kaç gün işe gitmedim. İhsan bey buna çok sinirlenmiş, beni buldu, çok ağır konuştu, çocuk gibi bir güzel de dayak attı. Tekrar işe başladım.Ertesi gün Boğaz'da (piknik yeri) İnönü paşanın şerefine verilen yemekte Bar oynadık. Yabancı elçiler ve devlet adamları da vardı.

         O günden sonra başımıza motorcu Ziya babayı verdiler. Bir kaç ay sonra kendi isteğimle Devlet Demiryollarına naklettim. Orada bar oynamaya başladık.Demir Spor Kulübünde bar öğrettim.

         Daha sonra Halk Evinde Paşa Şükrü Kanatlı beni himayesine aldı. Budakların Reşat bey Halk Evi başkanıydı. (Folklor kolu başkanı olsa gerek) onunla çalıştım. Dedikodu ve çekememezlik yüzünden bar oynamayı bıraktım. Yaklaşık 35 senedirde bar oynamıyorum.

         Burada sayın Sebahattin Bulut un Kuşaktan Kuşağa Erzurum Folkloru kitabının 20.ci sayfasına bir göz atalım.

         Yıl 1942 Halkevi şu kişilerden oluşmaktadır. Necati Karabacak, İhsan Ertugay, Reşat Pirim, Cemil Akgün, İhsan Altaca, İhsan Coşkun ve Ahmet Yıldırım. Necati Karabacak ekipte yer almaz, sadece öğreticilik yapar. Barbaşı Reşat Pirimdir. Bir yıllık bir aradan sonra Ahmet Yıldırım (ince arap) tutulduğu hastalıktan kurtulamayarak vefat eder. Reşat Pirim de askere gidince o zamanlar iyi Bar tutan İDRİS KENGER Halkevi ekibine davet edilir. İdris Kenger Halkevi ekibinin Barbaşı sı olur. Ekip daha da hareket kazanır ve İDRİS STİLİ hakim olur. İdris Kengerin ekibe girişiyle Halkevi ekibinde büyük değişiklik olduğu görülür. İhsan Coşkun askere gider ve genç bir delikanlı olan Nimet Gezmiş ekibe dahil olur. Halkevimizin bu ikinci ekibi İdris Kenger,İhsan Ertugay, Cemil Akgün ve Nimet Gezmişten oluşur. Kısa bir çalışmadan sonra Cemil Akgün ekipten ayrılınca yerine Cahit Kaleli alınır.

         Ekip bir yıl kadar çalışmalarını sürdürür ve halk gecelerinde Erzurum barlarını her hafta sahnede Erzurum halkına sergiler.

Kanımızca Halkevi disiplini o günkü yaşamı içinde İdris Kenger e ağır gelir. Bazen gelir, bazen gelmez veya aranıp bulunarak getirilir. İhsan Taftalı askerliğini bitirip dönünce İdris Kenger artık aranmaz olur.

         İşte sayın İdris Kenger ve sayın Sebahattin Bulut un anlattıkları böyle. Buradan benim çıkarımım da şu:1930-1950 yılları arasında Erzurum un Sosyal- Kültürel yapısı hakkında önemli bilgiler ediniyoruz. Çalgılı Kahveler, Hikaye anlatılan kahveler, mesire yerleri, bayram kutlamaları, İş ocağı ile halkevi nin bir rekabet içinde olmaları, Demir Yolları ve spor kulüplerinin de bu işe el atması ve Barlarımızın yaşatılması için gayret sarfetmeleri önemli olaylardır.

         Evet yaşam tarzı olarak aykırı  Ama Erzurum Bar tarihine iz bırakan aykırı bir DADAŞ. Rahmetle anıyoruz.

facebook twitter
Yorumlar
  • Ağa KENGER09.12.2013 16:04

    ALLAH RAHMET ETSİN

Yazarın Diğer Yazıları