''24 KASIM, 24 SAAT...''

  • AKTAŞ
"Öğretmenlik fedakârlıktır" nutukları atılacak yine.

"Mum gibisiniz etrafınıza ışık saçıyorsunuz" cümleleri kurulacak.

Sevilecek,sayılacak,pohpohlanacaksınız.

Hediyelere boğulacaksınız.

Televizyonlar sabahtan akşama kadar sizi gösterecek,gazetelerde boy boy haberleriniz çıkacak.

Kimi maaşınızdan,kimi vazifenizin kutsallığından bahsedecek. Tanınmış "protokol" önadlı kişilerin öğretmenleri bulunacak. Onların fikirleri sorulacak.

Ekran öğretmen aşkıyla yakıp kavuracak herkesi.

Kutlu olsun öğretmenim!

24 kasımdaki 24 saatin keyfini sür. Gün senin günün. Peki ya sonra?

Gün bitiminde yeniden başlayacak gerçek hayat.

"Sen öğretmensin,az çalışıyorsun" denilecek.

"Hangi memur 2 ay tatil yapıyor?" hesabı yapılacak yine.

"Maaşın da fazla ne iş yapıyorsun ki zaten?" sözleriyle küçümseneceksin.

Herkes hesabı senden soracak.

Başbakan,vali,belediye başkanı,muhtar,denetmenler,veliler hatta öğrenciler?

Öğrenci dışarda yanlış bir hareket yaparsa; "hay seni okutan öğretmenin..." diye argo cümleler kurulacak.

Hele köy öğretmeniysen sen hem hizmetlisin,hem muhtarsın,hem doktor,hem de devletin köydeki tüm evrak işlerini halledecek olan memuru.

Okulun ödeneği yok,cam kırık...

Velilerden para toplarsın suçlusun,ödenek istersin sanki kendi suçunmuş gibi kırk dereden kırk su getirirsin.

Sonunda camları değiştiremezsin yine hesabını sen verirsin.

Senin adına birileri çıkar "eğitim uzmanı" kimliğiyle eğitimi masaya yatırır,kararlar alır.

Uygulayıcı sensin ya, sistemde sorun çıkarsa beceremeyen sen olursun.

Okulların açılmasını dört gözle bekleyen anneler,babalar "okullar açılsa da çocukların şu zırıltısından kurtulsak" derler.

İşte o zaman bir de çocuk bakıcılığı özelliği kazanırsın.

Okula yazı gelir "şunu yap,şunu da yap,şunları da unutma,şu güne kadar da bitir"

Düşünür durursun...

Bu gelen emirlerin kaçı seni,senin yaptığın mesleği ilgilendiriyor?

İçindeki asıl ses: "hiçbiri" der.

Kendi kendine konuşur,durursun.

Üstüne vazife olmayan işleri sırf amirin emrettiği için yaparsın,yapmak zorunda kalırsın.

Değerli bir mesleğin içinde başına rakam konmayan "sıfır" gibi dolaşır durursun.

Evet öğretmenim...

Senin itibarın yerlerde.

Ama sen dimdik ayaktasın.

Varsın birileri seni 24 kasımda hatırlamış gibi yapsın.

Boşver!

Başöğretmeni düşün...

"Yeni neslin sizlerin eseri olacağını" unutma.

Günün kutlu olsun.

BİR SÖZ PİR SÖZ.

Neymiş efendim öğretmenler yatıyormuş!

Dün akşam yattığı yerden 426 sınav kâğıdı okuyan babandı sanki... :)

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • Ağustos Böceği 01 Ocak 1970 02:00

    Harika bir yazı olmuş. Duygularımıza tercüman olmuşsunuz. Algıları yıkmak uzun bir süreç ister. Bunu başarmak elimizde diye düşünüyorum. Saygılar sunuyorum...

  • yusuf sadık 01 Ocak 1970 02:00

    6 yıl yavuz selim ilköğretmen okulunda öğrenci (1950-1956) ve 4 yıl GA MPO (1962-19659 öğretmen olarak ekmeğini yediğim ve suyunu içtiğim dadaşlar diyarına selam ve muhabbetlerimi sunarak bu yazinizi içim burkularak okudum. öğretmenlği ta nımlıyan son tümceniz iki ay tatil yapan öğratmanın aslında iki kat çalıştığının kanıtıdır. bu saptamanız sebebiy le sizi tebrik ediyorum. yol medeniyettir diye tarım arazilerini hemde sulu olanları oto yola tahsis eden mantık elbette cinayet işliyor. izmitte adapazarında bu maksatla tarım dişi bırakılan araziler işletilse idi afrıkadakı ülkeleri bakarda artaar bile. şimdi 1950 metrede Erzurum pasinler ovasından yol geçir ve medeniyet de .. .gelecekte çocuklarımız aç kalsın yakışmıyor bu kente.. nene hatunun kemikleri sızlar sonra..

  • Yunus Onurlu 01 Ocak 1970 02:00

    Güzel bir yazı olmuş gardaş, ellerine sağlık. Öğretmen dışında evine iş götüren başka bir meslek erbabı da yoktur, mesaimize laf edenlere duyurulur. Aslında öğretmenliği hafife alanlardan birini kolundan tutup bir sınıfa bıraksan ve 1 gün boyunca o sınıfta ders anlattırsan işte o zaman görür öğretmenliğin mesai saati ile tarif edilemeyeceğini. Herkes öğretmen olamaz zaten, gönül işi bu. İnsan sevgisidir biz öğretmenlerin enerji kaynağı. Maddi kazancımız az olsa da manevi kazancımız fazladır çok şükür...

  • Özcan 01 Ocak 1970 02:00

    Sayın öğretmenim çok güzel bir konuya değinmişsin,, teşekkür ederimmm ,,, Lakin okurken ülkemin başka yerinde kendi hakkını savunan öğretmenler ,, kendi okuttuğu kişiler tarafından şiddete maruz kalıyorlar ,,,,, Keşke bir dinleseydilerde ona göre müdahale etseydiler ,,, Öğretmenler günü hediyesi bu olsa gerek( jop ve gaz ) ,,, Çok yaşa PADİŞAHIM(!)