Erzurum yayalar için potansiyel tehlike!..

Erzurum şu yedi sekiz yıl içinde pek çok çetin sorunu çözdü, birbirinden çaplı işlere imza attı da bir tek şu trafik rezaletine kalıcı çözüm bulunamadı.... Mehmet ŞENER, Erzurum'un bu kronikleşen sorunu kaleme aldı..

Dereyi geçip çayda boğulmak!..

Önce bir durum tespiti yapalım, ardından da sorumuza cevap arayalım...

Erzurum şu yedi sekiz yıl içinde pek çok çetin sorunu çözdü, birbirinden çaplı işlere imza attı da bir tek şu trafik rezaletine kalıcı çözüm bulunamadı.

Üniversitelerarası Kış Oyunları gibi dünya çapında bir organizasyona evsahipliği ettik; işin doğrusu hakkını da verdik.Gerçi bu "hakkını verdik" sözünü şehirden ziyade merkezi hükümet hakediyor ama sonuçta artı puan Erzurum'un hanesine yazıldı.Sonra ikinci devlet üniversitesi, yani Erzurum Teknik Üniversitesi, kuruluş sürecine girdi.

Sırada sağlık kompleksi var...

Ayrıca MNG Holding'in kuracağı otel, eğlence yeri ve iş merkezinden oluşan dev yatırım ve yeni otobüs terminali...

Önümüzdeki kış sezonunda da en az üç önemli yarış yapılacak. Kayak Federasyonu tarafından binbir güçlükle Erzurum'a kazandırılan bu uluslararası yarışlar, Erzurum'un yıldızını büsbütün parlatacak...

Beri yandan da...

Atatürk Üniversitesi ise tamgaz çalışmaya devam ediyor.

Baksanıza, yapılan bir oylamada ülkenin en iyi on üniversitesi arasına girmeyi başardı; dokuzuncu oldu. Düşünsenize Bilkent arkamızdan geliyor.

Bu öyle küçümsenecek bir başarı değil. Hele bir de ilk beş içinde olsaydık çok daha güzel olurdu...

Yani demem o ki, bu şehir ister yerel birikimi ile isterse merkezi hükümetin eliyle artık önemli işlere imza atabiliyor.

Ne hikmetse Erzurum'un yükselen şöhretine leke süren şu trafik rezaletine son veremiyoruz.

Sizce de garip değil mi?

Aslında yanlış ama; haydi diyelim ki geride kalan seçim sürecinde belediye kimseyi incitmek ve küstürmek istemediği için, göz yumdu. Vatandaş da, "seçim dönemlerinde böyle şeyler olur" diyerek, hoşgörü gösterdi.

Peki şimdi gerekçe ne ki, Erzurum'da trafik adına tam bir rezalet yaşanıyor.

Hangi caddeyi ele alırsanız alın zannedersiniz ki, dağ başındasınız ve kimin bileği daha kuvvetliyse kuralları o koyuyor!

Etrafta ne bir polis var, ne de düzeni sağlayacak bir görevli!

Zaten daracık olan caddelerde çift yönlü ve ikişer sıralı parklar yapılıyor.

Kaldırımlar işgal altında, yollar otoparka dönmüş durumda...

Özellikle Cumhuriyet Caddesi'nde yürüyüp de evine sağ salim ulaşan kişiler Allah'a şükrediyorlar.

Kamyon da çarpabilir, hız meraklısı bir zıpır da...

Ya da beton mikseri üstünüzden geçebilir.

Etrafta "görevli" namına sadece elinde makbuz para toplamaya çalışan belediyeciler var!

Herkes işi çözmüş:

Nasılsa kural yok!

Hele hele de yayalar için Erzurum artık potansiyel bir tehlike merkezi oldu.

Polis karışmıyor, zabıta görmüyor!

Bu MOBESE sistemi kurulduğundan beri vaziyet büsbütün vahim...

Sanki polisi ilgilendiren yegane şey, trafik cezası kesmek...

Şimdi yollar kural tanımaz trafik canavarlarına terk edilmiş durumda!.

Hayır; kimsenin bu sisteme itiraz filan ettiği yok ama, bu sistem kuruldu diye polisin görevi niye bitsin anlamak mümkün değil.

"Biz kameralara bakıp, kural ihlali yapanlara cezayı basıyoruz; gerisi hikaye" anlayışı, öylesine baskın bir tavır olmuş ki, yollar büsbütün magandaların denetimine geçmiş!

Seçimdi, siyasetti...

İşte...

Seçim biteli aylar oldu, siyaset mola verdi. Artık herkes gündelik hayatına geri döndüğüne göre, neden Erzurum'daki trafik rezaletine kimse müdahale etmez?

Nasıl olur da, bu şehri yöneten kişiler şu Cumhuriyet Caddesi'ndeki utanç manzarasını görmez?

Eskiden tek yönlü park izni vardı; zaman sonra çift yönlü parka göz yumuldu...…

Şimdi her iki yönde de ikişer hatta duruma göre üçer sıralı parka müsaade ediliyor!

Aslında belki böyle bir yazılı veya sözlü müsaade yok; fakat ortada polis ya da zabıta olmayınca vatandaş da durumdan vazife çıkarıyor.

Daha dün gözlerimle gördüm; kıl payı kaldı ki, hayvanın biri hamile bir kadını altına alıp ezsin...

O daracık yolda hız yapıyordu; hamile kadın da kaldırımlar bile otopark olarak kullanıldığı için mecburiyetten yolda yürüyordu. O hayvan da, hız yapıyordu!

Ramak kaldı hamile kadının ezilmesine...

Dönüp baktım, etrafta ne trafik polisi vardı, ne de toplum polisi...

Ama az aşağıda polisevinin önü de polisten geçilmiyordu!

Vatandaş müdahale etmeseydi, bu dağ başında o hayvan, hamile kadına saldırmaya kalkacaktı...

Oysa herkes bu mobese sisteminin kurulmasına sevinmiş ve şehrin bundan böyle daha güvenli bir hale geleceğine inanmıştı.

Meğerse hikaye...

Polis bu sistem sayesinde çok daha rahat biçimde oturduğu yerden ceza kesiyor.

Böylelikle ne kimseyle tartışmaya giriyor, ne de kendini yoruyor!

Bak görüntüye, bas cezayı!

Peki amaç bu muydu?

Yani bu şehrin trafik sorununu çözmek ve daha güvenli bir şehir haline getirmek değil de, kural ihlali yapana ceza basmak mıydı hedeflenen?

Sayın Vali, Sayın Başkan, Sayın Emniyet Müdürü...
Şayet meseleyi abarttığımızı düşünüyor, hatta eleştiriyi ağır buluyorsanız; lütfen Cumhuriyet Caddesi'ne gidin ve çok değil, on dakika izleyin. Yaşanan rezaleti gözlerinizle göreceksiniz.

Bu manzara, asla ve asla bir şehre ait olamaz; yakışıp yakışmadığı bir yana, böyle bir fotoğraf en barbar yerlerde bile yoktur.

Ama Erzurum'da var...

Peki neden?

Yetkililer bu olup bitenleri sadece izlemekle ne yapmaya çalışıyorlar; ya da kim kimleri cezalandırmak istiyor?

Polisin bahanesi şuydu: "Erzurum'da otopark olmadığı için, taşıt sürücülerine bir şey diyemiyoruz"

Şimdi bilmem kaç katlı otopark var; (her ne kadar su bastığı için zaman zaman çalışmıyorsa da) buna rağmen niye yollar ikişer, üçer sıralı park etmiş araçlardan geçilmiyor?

Bu nasıl bir mantık ise bilmiyorum; ama hep bir ağızdan haykırıyoruz:

"Erzurum büyükşehirdir"

Galiba bazı yöneticilerimiz büyüklükten maksat, trafik rezaletini anlıyorlar. Ancak unuttukları husus şudur:

Artık Büyükşehirler dahi trafik sorununu neredeyse çözmek üzereler...…

Biz ise daha sapla samanı birbirinden ayırt edemiyoruz.

Yazık...
Mehmet ŞENER (Palandöken)


30.09.2011 13:07:00