Hanımefendi rahatsız olmuş!..

Son altı ayın gazete arşivlerini şöyle bir gözden geçirdim… Önce bizim arşive baktım… Ne yazmışız, neyi nasıl işlemişiz diye… Sonra internetten diğer gazeteleri taradım. Altı ay içinde en çok yazılan haber, herkesin malumu Erzurum’da tutuklu bulunan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner… Hemen ardından Hidro Elektrik Santralleri…

HES’ler konusunda çok önemli haberlere imza atmışız Palandöken olarak… Dedim ya bütün gazetelere baktım… Bizden sonra en çok Albayrak yer vermiş sütunlarında HES haberlerine… Bir de ‘piknik dönüşü’ çektikleri birkaç kare fotoğrafın altına “ayıp olmasın” diye üç beş satır yazı yazan bir iki gazeteci var.

Ne yazmışız?

HES’lerin bölgeye ve yöre halkına nasıl zarar verdiğini… Doğal yaşamı nasıl alt üst ettiklerini… İspir’de kırmızı benekli alabalıkların sürüler halinde nasıl öldüğünü… Vahşi hayvanların su içmek için dere kenarlarına artık inemediğini… Türü yok olmak üzere olan -ki bunların başında çengel boynuzlu keçiler geliyor- birçok hayvanın son günlerini yaşadığını… Güzelim meyve ağaçlarının nasıl toprak altına girdiğini… Gürül gürül akan nehir ve derelerden artık eser kalmadığını…

Hepsini yazmışız! İnandığımızı için yazmışız…

Tüm bunları yazarken Türkiye’nin önde gelen çevre örgütü TEMA Vakfı başta olmak üzere HES’lere karşı kurulan dernek ve birliklerin açıklamalarına da yer vermişiz. Dernek, birlik demişken, bu işi Türkiye’de en iyi yapan, örgütlenmenin ne olduğunu herkese öğreten Karadeniz halkıdır.

Onlar ki HES’lere karşı başlattıkları mücadelede yek vücut olup, ortak akıl ve fikirle hareket etmeyi başarmış, bu sayede HES’lerin katliamını önemli ölçüde engellemişlerdir. Ancak Erzurum’da bunu görmek mümkün değil…

Örneğin; Çoruh Havzası Çevre Koruma Birliği… HES’lere karşı hukuki bir zeminde mücadele etmek için kurulmuş bir birlik… Şimdiye kadar birkaç güzel işe imza atmışlar. Amma velakin Karadeniz halkının sağladığı bütünlüğü gösterememiş ve bazı yöneticilerinin kaprisleri yüzünden daha fazla ilerleyemeyen küçük bir gruba dönüşmüşler…

Bu küçük grubun çok küçük düşünen bir üyesi yazdığımız haberlerden rahatsız olmuş... Genelde her yazdığımız haber ya da yazı sonrasında birileri mutlaka rahatsız olur. Eleştirirler… Hakaret ederler, bazen de tehdit ederler…

Ancak bu konu farklı…

Toplumu ilgilendiren böylesine önemli bir konuda -hele ki toplum adına inandığım şeyleri kaleme almışsam- kimsenin bunu küstahça eleştirmesine izin vermem.

Palandöken’in geçtiğimiz Cumartesi ve Pazartesi günleri manşetten duyurduğu haberlerde bu hanımefendinin mail yoluyla gönderdiği materyalleri kullandık. HES’lerin yöre halkını nasıl perişan ettiğini kaleme aldık. Artık adını yazmak istemediğim bu hanımefendinin ne yazık ki konuyla ilgili görüşlerine de yer verdik. Aynı sayfada TEMA Vakfı’nın HES konusundaki bir haberini de işledik.

Ne var bunda demeyin!

Ertesi gün hanımefendi kıyameti kopardı…

“Vay efendim benim adımı siz nasıl olur da TEMA ile yan yana getirirsiniz… Halk onların ne olduğunu biliyor… Onların olduğu hiçbir yerde ne ismimiz ne cismimiz olamaz… Böyle habercilik anlayışı olur mu? Yazıyı tekzip ediniz, yanlışı düzeltiniz...”

Düşünceye bakar mısınız?

Niye Karadeniz halkı gibi örgütlenemediğimize bu hanımefendi çok güzel bir örnek...

Hanımefendinin TEMA ile ne alıp veremediği var bilemiyorum, ilgilenmiyorum da… Sonuçta biz ilkelerimiz doğrultusunda görevimizi yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Ancak şöyle bir durum var ki, bu hanımefendinin pozisyonunda olan kişiler öncelikle kişisel egolarından arınmalıdırlar. Aksi takdirde egoyla, kaprisle bırakın mücadele vermeyi birlikte hareket edecek hiç kimseyi yanınızda bulamazsınız… Üstelik bu kısır çekişmeler verdiğiniz mücadeleyi beyhude bir çabadan öteye de götürmez…

Hanımefendi umarım yakın zamanda bu yanlışlarından döner de tüm enerjisini HES’leri önlemek için harcar.

 


16.06.2010 18:59:00