Osman Can'dan tartışma yaratacak sözler!..

ANAYASA Mahkemesi eski Raportörü Doç. Dr. Osman Can, Türkiye'de halkın ilk kez anayasa yapacağını belirterek, her kadafan bir ses çıkması gerektiğini belirtti.

Erzurum Ajans-ANAYASA Mahkemesi eski Raportörü Doç. Dr. Osman Can, Türkiye’de halkın ilk kez anayasa yapacağını belirterek, her kadafan bir ses çıkması gerektiğini belirtti. İstanbul eski Baro Başkanı Yücel Sayman, özgürlükleri devletin istifleyip ’gıdım gıdım’ vatandaşa verdiğini ileri sürerken, sanatçı Lale Mansur başörtüsü yüzünden okuyamayanları ve faili meçhul cinayetleri gördüğünde utandığını, böyle bir ülkede yaşamak istemediğini söyledi.

Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası bünyesindeki ’Yeni Anayasa Platformu’ tarafından düzenlenen ’Katılın, talep edin, anayasamızı birlikte yapalım’ konulu panel dün akşam gerçekleşti. Saat 17.30’da başlayan ve yaklaşık 4 saat süren panelin moderatörlüğünü Avukat Mehmet Uçum’un yaptı. Panelde Doç. Dr. Osman Can, İstanbul eski Baro Başkanı Yücel Sayman, yazar Nihal Bengisu Karaca ve sinema sanatçısı Lale Mansur yeni anayasaya ilişkin görüşlerini açıkladı.

’HALK İLK KEZ ANAYASA YAPACAK’

Sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, cumhuriyet savcıları, öğretim üyeleri, öğrenciler ve çok sayıda vatandaşın ilgiyle izlediği panelde Doç. Dr. Osman Can, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerindeki anayasa çalışmalarına değindi ve cumhuriyet döneminin anayasaları ele aldı. Türkiye’de halkın ilk defa kendi anayasasını yapacağını kaydeden Osman Can, şöyle konuştu:

"Kim bu ülkenin anayasasını yaptıysa, anayasa ona hizmet eder. Türkiye’de bu iradelere bakmakta yarar vardır. ’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Ama millet bu egemenliği yetkili organlarla kullanır’ denir. Bu organlar TSK, genelkurmay, üniversitelerdir. Milleti pek görmüyoruz. Danışma Kurulu oluşturuldu, bir taslak hazırlandı ve beş generalin önüne getirildi. 1876’da padişahın ’alın size anayasa’ demesi ile 1982’deki beş generalin ’alın size anayasa’ demesi arasında fark yoktur. Sizin iradeniz orada yok. Bu anayasanın sizin özgürlük ve hak talebine cevap vermesi mümkün değil. Türkiye çok farklı bir noktaya geldi. Türkiye tek tip değil, Türkiye farklılıklar enerjisini bir araya getirip, çevresinde söz sahibi olmak istiyor. Dünya barışına katkı sağlamak istiyor. Bu anayasa toplumun neredeyse yüze 80’ini hain ilan edebilen bir anayasadır. Bu potansiyeli taşıyan bir anayasa, yepyeni bir anayasa olmalı ve bu sizin kararınız üzerine inşa edilmelidir."

HER KAFADAN BİR SES ÇIKMALI

Vatandaşlardan birinin yazılı olarak verdiği, "Her kafadan bir ses çıkarsa o Anayasayı nasıl yapacağız?" sorusuna Doç. Dr. Osman Can, her kafadan çıkan sesin değerli olduğunu ve anayasanın her kafadan çıkan ses üzerine inşa edilmesi gerektiği yanıtını verdi. Doç. Dr. Can şöyle devam etti:

"Her kafadan ’ses çıkmasın, tek bir kafadan ses çıksın’ diyorsanız. İşte o kafa, ’ya bir general kafası olur’, ya ’bürokratın kafası olur.’ Ben bu ülkede çobanın kafasının, ya da ticaret yapanın, iş adamının kafasının, ’general kafasından daha değerli’ olduğunu dahi söyleyebilirim. Çünkü general, memur, birey olarak değil, sıfat olarak. Ama general olarak bizim gibi bir insandır ve bizim kadar eşit haklara sahip, özgürdür. Ama bir memur sıfatıyla hareket ettiği zaman, sadece emir verir bana. Her kafadan ses çıkmalı ve her kafadan Türkiye’de çıkan ses hayırdır, ve her kafadan çıkan ses üzerine, kapsayıcı ve kucaklayıcı bir anayasa inşa ettiğimiz zaman, işte o zaman enerjimizi Türkiye’yi ileriye götürecek, taşıyabilecek bir enerjiye dönüştürebiliriz. Bu konuda ben oldukça umutluyum."

’DEVLET ÖZGÜRLÜĞÜ GIDIM GIDIM VERİYOR’

İstanbul eski Baro Başkanı Yücel Sayman, insanın olmadığı yerde özgürlüğün olamayacağını belirtti. "Siz varsanız özgürlük vardır" diyen Yücel Sayman şöyle konuştu:

"Özgürlüğe can veren, canlandıran biziz. Özgürlüğü bizden alıyor, kopartıyor. Sonra istifliyip bir yerde gıdım gıdım bize veriyor. Bonkör olsa onu da ’epey veriyor’ deriz. Hayır şikayet ediyorum, vermiyor. Nasıl kullanacağımızı bize öğretiyor. Bunu kim söylüyor, devlet söylüyor güya. Ama o devlet gökyüzünde, doğada bir devlet falan yok, birileri kurmuş. Niye biz kurmadık o devleti? İnsanın özgürlüğü olmadan kendisini geliştirmesi mümkün değil. Ben sadace insan olduğum için özgürlükleri kullanacak değilim ki. Farklı olduğum için özgürlükleri kullanacağım. Hiçbirimiz aynı olmadığımız için. Biyolojik olarak kimimiz kadınız, kimimiz erkeğiz. Türküz, Kürdüz, hıristiyanız, müslümanız, sünniyiz, aleviyiz, engelliyiz, eşcinseliz, cinselliğimizi öyle kullanıyoruz, böyle kullanıyoruz. Ama bu özgürlükler farklı olduğum için bana lazım. Yoksa ben özgürlüğü ne yapayım?"

LALE MANSUR: BÖYLE BİR ÜLKEDE YAŞAMAK İSTEMİYORUM

Sinema sanatçısı Lale Mansur da, bütün anayasaların askeri vesayet altında yapıldığını iddia etti. Bu tür toplantılarla, halkın anayasa beklentilerini seçim öncesi tüm siyasi partilere rapor halinde sunulacağını belirtenLale Mansur, "Ailemde faili meçhul yok, köyüm yakılmadı, inancım yüzünden başıma bir şey gelmedi. Ama etrafa baktığımda başörtüsü yüzünden okuyamayanları, faili meçhul cinayetleri gördüğümde utanıyorum. Böyle bir ülkede yaşamak istemiyorum" diye konuştu.

’ALİ YAT UYU ANAYASASI İSTEMİYORUZ’

Gazeteci Nihal Bengisu Karaca’nın insan haklarına saygılı değil, insan haklarına dayalı bir anayasa olması gerektiğini vurgulamasının ardından ’Neden yeni anayasa?’ konusu üzerinde toplumun değişik kesiminden bazı vatandaşlar görüşlerini şöyle açıkladılar:

Çayırtepe Köy imamı Ahmet Mezralı da konuşmasında, "Ben de bir imam hatibim. Toplumun önündeki insanlardan biriyiz. ’Ali yat yat uyu, uyu uyu yat’ anayasası istemiyoruz. ’Ali uyan’ anayasasını istiyoruz" dedi.

EV KADINI ’AİLE DARBECİLERİNE KARŞI’ ANAYASA İSTEDİ

Evli ve ilkokul mezunu ev kadını Münevver Aksoy ise ’aile darbecilerine de bir anayasa çıkmasını istediğini kaydederek şunları söylyedi:

"Güneydoğu’da töre cinayetlerinde, aile darbecileri tarafından infaz edilen kızlarımızın adına da bir anayasa istiyorum. Hocamız özgürlük dedi. Özgürlük çok güzel. Ben ilkokul mezunuyum. Belki ifade edemeyebilirim. Özgürlük kullanabilene çok güzel. Özgürlüğü kendinde yaşatmasını bilene çok güzel. Fakat özgürlük gelmiş, infaz edilmiş, o kişinin neyine? Aile darbecilerine bugüne kadar hiç değinmedik, hep ’hükümet darbecileri’ dedik. Şu an benim tanıdığım en az 15 çocuğun hayatına mal olmuş. Bu çocukların anneleri, ’aile darbecileri’ tarafından dövülüyor." 


21.02.2011 17:23:00