Atatürk`e sövmek...

  Bu ülkenin basını ve bir kısım aydınları, ne yazık ki konjonktüre göre pozisyon alıyor...

Misal; iktidarda apoletliler var ise, bizim acar basınımızın basma kalıp manşetleri bellidir:

"Laiklik elden gidiyor!"

"Mürteciler gem`i azıya aldı!"

Öncesi bir yana, sadece şu 28 Şubat Süreci bile başlı başına bir utanç tablosudur. O günlerin hükümran komutanı ve "süreç"in baş mimarı Çevik Bir, bizzat gazete manşetlerini belirler, hangi yazarların üstünün çizilmesi gerektiğini hükmederdi!

O günlerde, basınımız için "muteber" olmanın yolu, egemenlerin dümen suyuna girmekten geçerdi.

Kim ne kadar apolet cilalar, kim ne kadar haki renk önünde eğilirse, o denli "kıymetli" olurdu.

Başörtüsüne saldırmak, dindar insanları aşağılamak, cami ve medreseye hakaret etmek, sermayeyi renklere ayırmak, bürokratları sakal ve bıyık tıraşına göre tasnif etmek, ne yazık ki basınımızın rutin işlerindendi...

Sonra dönem değişti, devir döndü.

Bu kez iktidarda apoletliler yerine, "sivil"ler vardı ve artık apoletli olmak "tu kaka" olmuştu.

Birileri medyaya "emir" verdi mi vermedi mi bilmiyorum fakat bir kısım medya durumdan öyle bir vaziyet çıkardı ki, başladılar koro halinde Atatürk`e hakaret etmeye!

Sığındıkları liman şu:

"Atatürk eleştirilemez mi, Atatürk mukaddes mi, Atatürk ilahi bir varlık mı?"

Ve daha nice hezeyan...

İşin erbabı insanlar avazları çıktığınca bağırıp durdu:

"Hayır. Atatürk ne kutsal bir varlık, ne de eleştirilerden münezzeh bir kişi"

Sözlerini kimseye dinletemediler.

Ok yaydan çıkmıştı nasılsa...

Hedef belliydi:

Atatürk`e hakaret, Atatürk`le ilgili akla ziyan iddiaları sanki gerçekmiş gibi televizyon ekranlarından anlatmak!

Kaç zamandır izliyoruz. Tetikçi oldukları her hallerinden belli kimi ucuz insanlar o televizyon senin bu televizyon benim koşup duruyorlar.

Söyledikleri ne tarihi gerçeklerle örtüşüyor, ne de ilmi bir sıfat taşıyor.

Olsun...

Mademki kameralar üzerlerine çevrilmiş ve mademki zırvaları prim yapıyor, o halde salla gitsin:

"Atatürk diktatördü" türündeki yakıştırmalar, hakaretlerin en hafif olanı...…

Atatürk`ü eleştirmekle, Atatürk`e hakaret etmeyi birbirine karıştıran bu ilim fukarası meczuplar, gem`i azıya aldılar.

Ciddi ilim insanları tenezzül edip bunlara cevap vermedikçe, o meczuplar da "doğru yol"da olduklarına inanıyorlar!

Öyle bir anlatıyorlar ki...

Atatürk şu kısa ömründe, sadece ve sadece muhaliflerini öldürtmüş, başkalarının eşlerine sarkmış, günün her saati içip durmuş, kendisinden başkasının fikrine itibar etmemiş, ha bire başkalarından çocuk peydahlamış!

El insaf...

Bir insanın haysiyetli ve adil olması için illa da bir kanun mu gerekiyor?…

Atatürk, elbette ki bir "kutsal" veya "dokunulmaz" değildir.

O`nun arkasına sığınarak türlü herzeler yiyenlere bakarak, "Atatürk budur" demek kadar, izan ve insaf yoksunu ne olabilir?

Dün, "mürteciler" bahanesiyle, dindara ve mukaddesata hakaret edenler ne kadar zalim, çirkin ve bir o kadar da riyakardıysalar bugün de, birilerinden alkış alırız umuduyla yalan ve yanlış bilgilerle Atatürk`e saldıranlar o kadar  alçaktırlar.

Atatürk`ü eleştirmek ayrı, Atatürk`e hakaret etmek ayrı şeydir.

Bu ülkede Atatürk`ü eleştiren onlarca eser  neşredildi.

Mustafa Müftüoğlu`nun "Yalan Söyleyen Tarih Utansın" adlı, tamamen şehir efsaneleriyle dolu cilt cilt kitapları bile bu ülkede seneler boyu satılıp durdu.

Vaktiyle O`na "Gardırop Devrimcisi" diyenler, bugün Ergenekon sanığı olarak Silivri`de gün dolduruyor.

Televizyonları izlerken tiksiniyorum.

Çünkü aynı ekranlarda on küsur yıl önce de cemaatlere, tarikatlara ve dindar insanlara küfür yağdırılıyordu, şimdi de Atatürk`e ve Atatürk`ü sevenlere...…

Bu ülke ne zaman normalleşecek ve bu ülke ciddi anlamda ne zaman demokrasiye inanacak?

Dün bankaları hortumlayanlar için, "…hırsız var hırsız" diye bağırdığınızda, anında cevap buluyordunuz:

"Kimseye Atatürk`e ve laikliğe dil uzattırmayız"

Ne kadar yanlış, pis ve aşağılık bir durumdu.

Bugün de tersi bir anlayış dayatılıyor.

Bendeniz dün Atatürk`ün arkasına sığınarak ülkeyi soyanlara da isyan ediyordum, bugün de Atatürk`e söverek yükselmek isteyen cücelere karşıyım.

Adam Kürtçü, adam her devrin yalakası, adam ilkesiz ve omurgasız...…

Adam hacıyatmaz...

Lakin aynı adam bugün televizyonlarda Atatürk`e sövdükçe ekranlarda büyüdükçe büyüyor!

Tiksiniyorum...

Bu adamın Çevik Bir`den ne farkı var?

O, kendi gibi düşünmeyenleri Kızılay`da kazığa oturtmakla tehdit ediyordu, bu adam da Atatürk`e sövmeyenin vatandaşlıktan atılmasını istiyor!

Türk basını ve bazı aydınlar için ne aşağılık bir durum:

Ya dine söveceksin, ya da Atatürk`e!

Bir anlamı olacağını sanmıyorum, lakin bu sütundan işte deklere ediyorum:

Bendeniz, Elhamdülillah Müslümanım... Ve ben Atatürk`ü seviyorum.

Şayet bu suç ise, ben bu "suç"u ömrümün sonuna kadar  işleyeceğim.

Vicdanen de müsterihim...

Zira bugün sütre arkasına sığınarak Atatürk`e hakaret eden alçakların bazılarının dün nasıl postal yaladıklarını bizzat gördüm. Ve o gün sırf onlara itiraz ettiğim için DGM`de yargılandım.

Pişman değilim...

Bugün de üç paralık çıkarları uğruna Atatürk`e sövenlere itiraz ediyorum.

Hay hay...

Atatürk`ü eleştirelim, ama Atatürk`e sövmek eleştiri değil ki...
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.