Demirel...

Ankara gazetecileri, politikacı ve bürokratlara çok yakındır, İstanbul gazetecileri de işadamları ve ünlülere...

Taşrada görev yapan gazeteciler, işin doğası icabı İstanbul ve Ankara'daki gazeteciler kadar zengin bir anı koleksiyonuna sahip değildir.

Buna rağmen biz taşra gazetecileri de, çok olmamakla beraber meslek hayatımız süresince pek çok liderle ve ünlüyle görüşme, haber-röportaj yapma imkânına kavuşabiliyoruz.

Misal; 30 yılı aşan meslek hayatım içinde, merhum Erbakan, merhum Özal, merhum Türkeş, merhum Ecevit, Çiller, Mesut Yılmaz, merhum Denktaş, merhum Evren, merhum Erdal İnönü Recai Kutan ve Perinçek gibi parti liderleriyle röportajlar yaptım. Demirel de, bir kaç kez röportaj yapma şansı yakaladığım o liderlerden biriydi. Üstelik aldığım iki önemli ödülden birini bizzat Demirel'in elinden Ankara Öğretmenevi'nde düzenlenen törende almıştım.

En son sanırım 9 yıl önceydi telefonda konuşmuştum. Ankara'da bizim Enerji Otel'de oturuyorduk, vakit de hayli geçti. Masada, kıymetli dostum Ahmet Kara, Şefik Çelebi ve Allah rahmet eylesin bir de Saffet Dadaş vardı.

Bir ara Saffet ağabeyi cep telefonuyla biriyle konuştuktan sonra cihazı bana uzattı; "Bak Beyefendi merhaba demek istiyor" dedi. Önce Beyefendi'nin kim olduğunu anlayamadım.

"Alo iyi geceler" deyince, karşıdaki sesin Süleyman Bey'e ait olduğunu anladım. Hal hatır sordu. Ben de, "Ellerinizden öperim Sayın Cumhurbaşkanım, saygılarımı sunuyorum" dedim. Beyefendi konuşmayı sürdürmek istiyordu. Erzurum'dan bazı isimleri sordu, Erzurum'un ahvaline dair bazı bilgiler aldı.

Kaç gündür televizyonlarda anlatıyorlar, gazeteler de yazıp çiziyorlar. Ama hakikaten doğru Demirel, çizgi üstü bir siyaset ve devlet adamıydı.

Yerel bir gazeteci olarak bana röportaj verirken, asla başından savuşturmaya çalışmadı. Her soruya büyük bir titizlikle ve yine kendine has o üslubuyla konuşmuştu. Rakamları sıralıyordu, hangi ilçeye neler yaptığını anlatıyordu.

Her fani gibi vakti zamanı geldiğinde Demirel de bu dünyaya veda edip gitti.

Hangimiz kalacağız ki...

O da her fani gibi sevapları ve günahlarıyla vardı.

Bu ülke için elinden geleni yapmaya çalışmış nitelikli bir liderdi. Bu sebeple inşallah sevapları daha çok olmuştur.

28 Şubat Süreci'nde, sevenlerini sükut-u hayale uğratmıştı ama ona bir cevabı hep vardı.

Sonuç olarak, Demirel, Erzurum'da da onlarca imzası olan bu ülke için unutulmaz eserler vücuda getiren bir başbakan, cumhurbaşkanı ve iyi bir liderdi.

Mekânı cennet olsun...
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.