Nurettin Topçu hassasiyeti…

Birkaç gün önce, Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı “Mevlana Vadisi”ni yazmış, bu projenin ismine itiraz ettiğimizi dile getirmiştik…

İyi ki de itiraz etmişiz, iyi ki de o yazıda çok kıymetli hemşerimiz filozof Nurettin Topçu’dan bahsetmişiz. Hatta iyi ki de, yine çok muhterem hemşerimiz eski bakanlarımızdan Rıfkı Danışman’a atıfta bulunmuşuz.

O yazı, tahminimizden öte bir etki oluşturdu.

Dostum Recep Kapucu’nun ifadesiyle, “yayın partnerlerimiz” Gazete Güncel ile Erzurum Ajans haber sitelerine ve ilaveten Palandöken’e ulaşan mesajlardan gördük ki, herkes yazının bir yanıyla ilgilenmiş.

Sırasıyla gidecek olursak, vaziyet şudur:

Biz demiştik ki, “Büyükşehir Belediyesi güzel bir hizmete imza atıyor ancak o güzel hizmet için seçtiği isim, hizmetin içeriğine hiç de uygun değil.”

Yani, demiştik ki, “…yapılmakta olan yürüyüş yolu, park ve bahçe için Mevlana adı şık düşmedi.”

Gelen mesajlardan gördük ki, bizim gibi düşünen binlerce insan varmış. Bize hak verdiler ve Başkan Küçükler’in bu kararını yeniden gözden geçirmesini istediler.

Yine o yazı vesilesiyle gördük ki, Erzurum eski müftülerinden merhum Sakıp Danışman’ın oğlu, eski ulaştırma ve kültür bakanı Rıfkı Danışman, genç hemşerileri tarafından da biliniyor, tanınıyor. Yaptığı hizmetleri unutmayan hemşerileri ise, O’nu saygıyla anmaya devam ediyor.

Gelen mesajlardan bir kısmı da, Fevzi Budak’a dairdi.

Kendilerini sövmeye memur kılmış birkaç kişi hariç, hemen herkes Fevzi Hoca’nın, Erzurum’un yetiştirdiği değerli kimselerin isimlerini okullara vermiş olmasından ötürü teşekkür ediyordu.

Bir mesaj ise, bendenizi hayli şaşırttı.

Hani demiştik ya, “Adam ciğerci dükkanı açmış, adını da Bedir Ciğercisi koymuş.”

Mesajı yollayan okurumuz, beni bir güzel boyadıktan sonra mealen demiş ki, “…Unutma ki, Hz. Hamza’nın ciğerini söküp çıkaran Vahşi Müslüman oldu ve çok değerli bir sahabe olarak öldü”

Kıymetli okurumuz!

Müsaade ederseniz, o yazıyı yazan kişi o sonucu da bilir.

Siz yazıyı neresinden veya nerenizden okudunuz bilmiyorum ama Bedir Ciğercisi, sadece ve sadece Hz. Hamza’nın ciğerinin sökülmesini çağrıştıran son derece sevimsiz ve gizliden gizliye ideoloji kokan bir tavırdır.

Şayet o ciğerci dükkanı senin değilse, niye bu denli öfke nöbeti geçirmişsin anlayamadım.

Neyse…

Gelelim o yazının aslında hiç de amacı olmayan ama sonuçta, sanki sadece o amaç için yazılmış gibi bir algıya yol açan kısmına…

Yani Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesi’ne…

Birkaç yüz mesaj geldi. Belki bir o kadarı da bize ulaşmadan depoya gitmiştir.

Mesajların ortak noktası şuydu:

Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesi’nde öğrenim gören öğrenciler de, o  okulda görev yapan idareci ve öğretmenler de Nurettin Topçu’yu ziyadesiyle bilir.”

Kimi dostlar bu durumun altını çizerken, kendilerine yaraşır bir üslupla durum tespiti yapmışlar ve bendenizin görüştüğü öğrencilerin istisna sayılması gerektiğini söylemişler.

Eyvallah…

Doğru bir eleştiri ve doğru bir bakış…

Fakat kimileri de adeta bizi haklı çıkarırcasına bozuk bir Türkçe ve lağıma düşmüş bir ifade tarzı ile saldırıp durmuş.

Nurettin Topçu’yu şöyle bilirlermiş, böyle tanırlarmış!

Geçen yıl o okula gitmiş ve öğrencilerle ayaküstü sohbet etmiştik.

Takdir edersiniz ki o sohbetimizi, kayıt altına alma durumunda değildik… Kaldı ki, sözkonusu yazımın ana konusu da zaten o mesele değildi.

Şayet Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesi’nde okuyan her öğrenci ve orada görevli her öğretmen bu muhterem hocamızı ziyadesiyle tanıyor ve biliyorsa, biz ondan tarifsiz bir mutluluk duyarız.

Kabul eder ve üzerinde durmayız. Deriz ki, demek bizim konuştuğumuz o gençler bilmiyormuş o kadar…

Okul müdürü bizi aramadı, ama haber sitelerine mesajlar atıp durmuş.

Okulunu savunması güzel, ama tarzı yanlış…

Biz o yazıda, sadece ve sadece Büyükşehir Belediyesi’nin bir hizmet için seçtiği ismin uygun olmadığına dikkati çekmeye çalışmıştık.

Gördük ki satır aralarında birçok önemli noktaya da işaret etmişiz.

Eğer denildiği gibi, öğrencisinden öğretmenine kadar oradaki herkes Nurettin Topçu’yu biliyorsa ne güzel…

Demek ki gençlerimiz, o büyük filozofun yolunda ilerliyor.

Öğretmenlerin okullarını savunması ise, gerçekten ayakta alkışlanacak bir durumdur.

Yeter ki hakaret ve çapsızlık olmasın…

Not:

O yazıya dair henüz Başkan Küçükler’den bir yanıt alamadık. Muhtemelen şehir dışında olması bu duruma yol açmıştır. Eğer Başkan Küçükler “haklısınız” veya “yanılıyorsunuz” türü bir cevap verirse sizlerle paylaşacağız.
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.